Tecessüs… Her insanda mevcut olan fakat hayatın basitlikleri ile uğraşmaktan, varlığın maverasını kurcalamaya kadar uzanan enva-i çeşitliliği ile insanların kalite derecelenmesine de sebep olan ulvi meleke ya da beyin kurdu…
Bir alimin kainatın künhünü anlamak için beynini kanatırcasına derinlere dalması kadar kenar ...
Ünlü şehirlerde ünsüz gezdiler Bazen de bir sessiz köye geldiler. ......................................... Din-ü devlet ile mülk-ü millete Asi olmadılar uya geldiler.(Dilaver Cebeci) Eskiden mahalleler vardı. Kocaman bir aile gibi kalabalık ve geniş; ruhun, değerlerin ve insanların oturduğu, herkesin bir adının ya da lakabının olduğu ve kendine mahsus rütbe sistemi ...
Benim neslimden olanlar, yani kafa kağıtlarında altmışların son yılları ile yetmişlerin ilk yılları yazılı olanlar, anarşiyi ilkokul sıralarından seyredip, seksenli yılların güdük ve felsefesiz liberalizm havasını yaşayanlar talihsiz nesiller silsilesinin son halkasıdır. Bizler, ahlakçı nasihatlerle ve hayat felsefesi idealizm düsturları üzerine kurulmuş ya da kurdurulmuş, hızlı modern ...
Tabula rasa… İnsan beyninin doğumda "boş bir levha" olduğu anlayışını ifade eden bir terim. Yani insanın doğuştan öğrenmeye muhtaç olduğu anlayışı. Herşeyi ama her şeyi öğrenmek. Çocukken hafızamıza yerleşen sesler ve görüntüler yetmiş sene sonra dah ...
Portre biyografi yarışmamız sonuçlandı Sanatalemi.net tarafından düzenlenen "Portre-Biyografi Yarışması" sonuçlandı. Yazarlarımızdan ve editörlerimizden oluşan seçici kurul, A. RAHMİ ŞEYHOĞLU'NUN “YESEVİ'NİN SON TALEBESİ EROL GÜNGÖR” adlı yazısını BİRİNCİLİĞE, Afşin Selim’in “Bu Ülkenin Vicdanı Cemil Meriç” başlıklı yaz ...
Geçmiş zaman olur ki / Hayali cihan değer/ Bir an acı duyar insan belki / Sevmişse biraz eğer /Anlar ki geçenlerin / Rüyaymış hepsi meğer / Rüya olsa bile o günlerin / Hayali cihan değer..." Necip Celal Andel Dünyadaki hikayemiz ne ...
GİRİZGAH MAKAMINDA Zaman, binlerce yıl… Mekan, kainat denen ucu bucağı daha tam tesbit edilememiş devasa tiyatro… Kahramanlarımız; adına insan denen aklı ile maruf , akıl dışılıkları ile mümtaz oyuncular. Mevzumuz insanlık denen zamanın, mekanın ve kahramanlarının hesap bakiyesi, ya da biriktirdikleri müşterek hafıza, ya da manevi demirbaşlar listesi… Provasız ve çoğu zaman irticalen oy ...
AÇIK TOPLUM VE KARL POPPER GİRİŞ Felsefeci olmayı özür dilenmesi gereken bir şey diye gören felsefeci Karl R. Popper * iki yönüyle bilinir. Bunlardan ilki "Açık Toplum ve Düşmanları" ile "Tarihselciliğin Sefaleti"nde dile getirdiği siyaset felsefecisi yönü; diğeri ise, “Bilimsel Araştırmanın Mantığı”nda dile getirdiği bilim felsefecisi yanıdır. Po ...
AÇIK TOPLUM ALDATMACASI YA DA SOROS İnsanlık tarihinin ne zaman başladığını kesin olarak bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey varsa o da insanlığın yüzlerce medeniyet, binlerce devlet ve toplum olarak insanlık tiyatrosunda arzı endam ederek ilerlediği ve insanlık oyunundaki rollerini ifa etmiş olduklarıdır. İnsanlık tarihinin, bütün bu ilerleyişi içinde kan ve gözy ...
İLM-İ SİYASET NERDESİNİZ!? Her devrin popüler kavramları vardır.Ayrıca bu kavramların üretici ve tüketicileri de her zaman mevcuttur.Üretenler malum, kendi menfaatleri için yaptıklarına meşruiyet ve bir izah kalıbı olarak bunları üretirler.Üretenler hakim kültür yada güçlü devlet sıfatını taşıyanlardır.
ŞEHİRE VE İNSANA DAİR… Geçmişler geleceğe, suyun suya benzemesinden daha çok benzerler.İbn Haldun İnsanın dünyada görünmeye başlamasının üzerinden binlerce yıl geçti. Milyarlarca insan, binlerce kültür, binlerce devlet ve onlarca medeniyet insanlık tarihinde yer aldı. Pekçoğu tarihten silindi yok oldu. Sayılı bir kısım ise dünya sahnesinde ki yerlerini muhafaza etmeye devam etmekte ...
Onun ismini ilk duyduğumda onbeş yaşındaydım. Elimde Necdet Sevinç’in eski gazete yazılarının olduğu bir kitap vardı. Yetmiş neslinden kitap kurdu bir öğretmen ağabey “Bırak bunları artık, bundan sonra baba kitaplar oku. Erol Güngör’ü oku” demişti. İlk defa ismini duymuştum. Hele okuduğum kitabın beğenilmemiş olmasından gelen kızgınlıkla karışık şaşırmıştım. “O kim ?” sualime “sen hele ...
Bu yağmur, bu yağmur, bu kıldan ince,
Nefesten yumuşak, yağan bu yağmur.
Bu yağmur, bu yağmur, bir gün dinince,
Aynalar yüzümü tanımaz olur.
Bu yağmur, kanımı boğan bir iplik,
Tenimde acısız yatan bir bıçak.
Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik,
Dayandıkça çisil çisil yağacak.
Bu yağmur, delilik vehminden üstün,
Karanlık, kovulmaz düşüncelerden.
Cinlerin beynimde yaptığı düğün,
Sulardan, seslerden ve gecelerden...
Necip Fazıl KISAKÜREK